DUYURU

Ankara Barosu, adliyelerin açıldığı ilk günden itibaren yaşanan ciddi sağlık sorunları ve Avukatlık Kanunu’nda yapılması istenilen değişikliğe yönelik 17 Haziran 2020 Çarşamba günü, Merkez Sıhhıye Adliyesi önünde basın açıklaması düzenledi. 

Basın açıklamasına, Ankara Barosu Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, Başkan Yardımcısı Av. Aşkın Demir, Genel Sekreteri Av. Kemal Koranel, Saymanı Av. Hava Orhon ile Yönetim Kurulu Üyelerinden Av. Özgen Hindistan, Av. Güzin Tanyeri, Av. Çağrı Eryılmaz Av. Burcu Mine Gargın, Av. Cem Aksu ile çok sayıda meslektaşımız katılım gösterdi.

Açıklamayı Ankara Barosu adına Ankara Barosu Başkanı Av. R. Erinç Sağkan yaptı.
Sağkan şunları söyledi:

“Bizler, yaklaşık üç aydır hukukun, insan onurunun, sosyal devletin ve yaşam hakkının kıymetini iliklerimize kadar hissettik. Bir olmanın ve birlikte olmanın değerini bir sefer daha anladık.

Yaşamak için evlerde kaldığımız bu süreçte; bugüne kadar yürütülen politikalarla ekonomik kaosa sürüklenen meslek grubumuzun, pandemi süreci ile iyice artan sorunlarına çözüm beklerken, baroları bölme, parçalama ve sindirme projesi, uzun yıllardır düzenli aralıklarla olduğu gibi yine raftan çıkarılmış ve bir tehdit olarak tekrar sunulmuştur. Tehdit konusu olan her şey özünde bir cezalandırmadır ve baroların seçim sistemlerinin değiştirilmesi adı altında işlevsizleştirilmesi öncelikle avukatların yalnızlaştırılması, devamında ise ülke üzerinde yaşayan her bireyin savunmasız bırakılmasıdır.

 Adaleti adalet yapan tüm ilkelerin felsefesi insan onuru ise insan onurunun yeryüzünün güçlülerine karşı teminatı da avukatlardır ve devletin temeli olan adaletin sağlanması için inşa edilen binalar, içinde bağımsız barolar ve avukatlar olmadığı zaman bir infazhaneden farksızdır.

Çünkü Barolar hak arama hürriyetinin başlangıcı, ilk basamağıdır.

Barolar vatandaşın hakkını savunurken can güvenliği bulunmayan, şiddete uğrayan avukatların; karakolda, adliyelerde yaşamın her alanında verdikleri hak mücadelesinde yanıbaşlarında olan meslek örgütleridir.

Barolar, istismara uğrayan, şiddet gören, iltica teknelerinde hayatını kaybeden çocukların sesidir.

 Barolar; artık sürece yaygın bir katliama dönmüş kadın cinayetlerinde tüm duruşma salonlarındadır.

 Barolar; bir avukat tutmaya ekonomik gücü yetmeyen her bireyin bir telefon uzağındadır.

Barolar; Kazdağları’nın, Salda’nın, Cerattepe’nin ve yok edilmeye çalışılan tüm ormanların kök saldıkları topraklardır.

 Barolar, yetkisi olduğu halde üzülmekten başka bir şey yapmayanlara karşı hayvanların haklarını inadına o adalet saraylarında haykırandır.

Barolar, hukuk devletinin ve hak arama özgürlüğünün yılmaz savunucuları; hiçbir ayrım gözetmeksizin haksızlığın karşısında vatandaşın yanında yer alan ve evrensel hukuk ilkelerini kendine varlık sebebi yapmış tarihi kurumlardır.

 Bu sebeple baroların parçalanması, susturulması sadece avukatların değil çocukların, kadınların, ağaçların, adalete erişimde dezavantajlı tüm grupların ve istisnası olmadan herkesin susturulması, yurttaşın vicdanının susturulmasıdır. Baroların parçalanması, hukuk devletinin yok edilmesi ve ülkemizde insan onurunun güvencesi olan tüm kalelerin yıkılmasıdır.

Tüm bu baskıya karşı meslek yeminimiz ve bu ülkenin çocuklarına olan borcumuz nedeniyle teslim olmayacağız. Halkımıza ses olmak için mücadeleyi sürdürecek, hukuktan başka kimsesi olmayan herkes adına hiç yılmadan umudu savunmaya devam edeceğiz.”