ADALET İÇİN BAYRAK KOŞUSU DÜZENLENDİ

Ankara Barosu Avukat Hakları Merkezi ile Ankara Barosu Koşu Kulübü tarafından Avukatların ve yurttaşların adalete erişim sorununa dikkat çekmek, “Başkente Yakışır Tek Adliye” talebini ısrarlı şekilde tekrar dile getirmek ve avukatın her gün yaşadığı sorunu daha görünür kılmak için 12 Kasım Cuma günü; Balgat, İcra ve Söğütözü adliyeleri arası bayrak koşusu düzenlendi.

Bayrak koşusuna Ankara Barosu Başkan Yardımcısı Av. Kemal Koranel, Genel Sekreteri Av. Mehmet Eren Turan, Saymanı Av. Zafer Doğan Bilgin, Yönetim Kurulu üyelerinden Av. Fatma Önal, Av. Zekiye Avcı, Av. Oğuz Atasoy, Av. Mahcemal Seyhan, Av. Emrah Acar, Avukat Hakları Merkezi Başkanı Av. Deniz Özbilgin, Staj Kurulu Başkan Yardımcısı Av. Aytaç Akansoy, TODAM Başkanı Av. Doğan Erkan, merkez ve kulüp üyeleri ile meslektaşlarımız katıldı.

Koşu öncesinde Ankara Barosu adına Ankara Barosu Başkan Yardımcısı Av. Kemal Koranel basın açıklaması yaptı.

Koranel şunları dedi: “Saygıdeğer meslektaşlarımız, buraya kadar gelen kıymetli basın emekçileri ve değerli vatandaşlar bugün burada kendimiz için değil, bizatihi yurttaşlarımızın hakları için toplanmış bulunuyoruz.

Winston Churchill, bir Alman bombardımanında yıkılan binanın nasıl yeniden inşa edileceği sorusunu şu şekilde cevaplar: ‘Biz binaları biçimlendiririz, sonrasında binalar bizi biçimlendirir.’

Patrícia Branco ise ‘Adalet mekanları her zaman hukuk ve adaletin, egemenliğin, devletin hakim algılanma biçimlerine göre düzenlenmiştir’ diyerek, adliye binalarının salt fiziksel durumunun dahi, adalet tasavvurunu gösterdiğini ortaya koymuştur.

Evet,  adalet mekanı adıyla inşa edilen yerler, yani günümüzde adliyeler, bir yandan adaletin tesis edildiği, diğer yandan adalete yüklediğimiz anlamı ve adalet kavramını biçimlendiren yerlerdir.

Hiçbir kamusallık, hiçbir estetik, hiçbir ulaşılabilirlik imajı taşımayan bu plaza binaları, otel binaları, bize adalet imgesine dair hiçbir ışık sunmuyorlar.

Tümüyle ticari amaçlara özgülenmiş bu binalara adliye diyebilen aklın, adalet algısını bu nedenlerle anlamıyoruz ve kabul etmiyoruz. Bu binalara adliye demek, bizim için adaletsizliğe “adalet” demekle eşdeğer. Diyemiyoruz…

Ülkemizde başka hiçbir ilde örneği görülmeyen bir şekilde Ankara'da aynı yargı koluna dahil mahkemeler bile fiziken farklı yerlerde bulunmaktadır. Salt yerel mahkeme düzeyindeki mahkemelerden müteşekkil adliye sayısı 6’yı buldu. Sıhhiye adliyesi dışındaki tüm adliye binaları, ticari işlere özgülenmiş çok katlı binaların kiralanması suretiyle adliyemsileştirilmiş durumda. 

Ankara’daki “bölünmüş, parçalanmış” adliye binalarına ulaşım, engelli meslektaşlarımızın  ve vatandaşlarımızın adalete erişimini daha fazla güçleştirdiği gibi sonradan adliye olarak tahsis edilen binaların engelli meslektaşlarımızın çalışmalarını kolaylaştırmasına yönelik fiziksel koşullardan yoksun bulunması da büyük sorundur. Engelli meslektaşlarımızın ve vatandaşlarımızın kullanımına kabartma haritalar, tabelalar dahi sunulmamış olduğu gibi binalara giriş çıkışlar engellilerin erişimine uygun değildir. Bina girişlerindeki ve bina içerisindeki kapıların sensörlü olması herkesin aklına gelebilecek basit bir çözümken, adliye olarak inşa edilmemiş binaların adliye olarak tahsis edilmesi, binalarda da  döner yada yaylı kapıların bulunması, bırakın bina içinde çalışmaları, adliye binalarına girişlerinde dahi engelle karşılaşmaktadırlar.

Fiziki yapılarını, erişim sorununu, hissettirdiği tüm adalet dışı duyguları bir kenara koyarsak, biz avukatlar duruşmadan duruşmaya nasıl yetişeceğiz? Adalet hizmetini, savunmanlık hizmetini, hak arama hizmetini nasıl sunacağız? Bir ihtimal mümkün olan tek yolla: KOŞARAK! Evet Gerçek anlamda, gün içinde o adliyeden bu adliyeye koşarak…

İşte bugün bunun için toplandık. Kamusal hizmet edimimizi, sadece bir retorik olarak değil, eylem olarak da ancak koşarak belki yerine getirebileceğimizi görünür kılmak için. Bakalım, yoğun ve keşmekeş Ankara trafiği ve kent yaşamı içinde, bu gri binalar arasında, birinden diğerine adalet aramaya gitmek kaç saat sürecek. Bunun için hep birlikte KOŞUYORUZ.

Bölünmüş, parçalanmış adliye binalarının hem avukatların hem de vatandaşların adalete erişimini İMKANSIZ HALE GETİRDİĞİNİ GÖSTERMEK İÇİN KOŞUYORUZ.

Yıllardır bu parçalanmaya bir dur denilmemesinin ve eldeki binalara ödenen paralar da göz önüne alındığında yeni bir bina yapmanın çok zor olmadığını hatırlatmak için KOŞUYORUZ.

Ülkenin dört bir yanına adliye binaları yapılırken başkente yaraşır Cumhuriyete yakışır bir binanın yapılmadığını başta Adalet Bakanlığı ve muktedirler olmak üzere yeni adliyeye engel olan herkese göstermek için KOŞUYORUZ.

Yurttaşların Adalete Erişim Hakkı için KOŞUYORUZ!

SAVUNMA HAKKI İÇİN KOŞUYORUZ! ADALET İÇİN KOŞUYORUZ!

 BAŞKENTTE TEK ADLİYE İÇİN KOŞUYORUZ!”