12 EYLÜL, KARANLIĞIN ÖRGÜTLÜ ZULMÜDÜR!

Askeri darbeler tarihine ilişkin darbelerin ortak yönüne baktığımız zaman; her darbenin insanlığın sosyal, siyasal, hukuki ve iktisadi kolektif değerlerinin ve kazanımlarının, dikta heveslisi bir avuç insan tarafından kendi çıkarına bağlı olarak zulüm ile nasıl da gözü dönmüş bir şekilde yenilebileceği olgusunu görürüz.  İnsanlığın; "hak, hukuk, özgürlük ve eşitlik" gibi ortak vicdani cevherleri, dikta yönetimlerinin ellerinde yok edilmeye çalışılır. 

12 Eylül 1980 askeri darbesi de tam olarak bu durumu, demokrasi tarihimizin karanlık sayfalarına yansıtmıştır. "Kaybolan devlet otoritesinin yeniden tesisi için yönetime el koymak zorundayız" diye darbeyi, yaşanacak katliamları ve insanlık suçlarını haber veren cümlelerin ardından; işkencelerde, yaş büyüten ölümlerde, hukuksuzluklarda  ve demokrasinin çöküşünde ülkemiz en karanlık günlerini yaşamıştır.

"Nitekim, asmayalım da besleyelim mi" zihniyeti; "Bir soldan bir sağdan" diyerek, silahla gasp ettiği iktidarın şiddet aygıtıyla, insanlarımızın canını ve onurunu hiçe saymış, şiddetin ve ölümlerin baş mimarı olmuştur.

Bu darbeyle; 50 kişi infaz edilmiş, işkence sonucu 171 kişi ölmüş; yüz binlerce insanımız gözaltına hukuksuzca alınmış, yargılanmış, fişlenmiş, görevinden gerekçe gösterilmeksizin alınıp açlığa yoksulluğa mahkum edilmiş, tonlarca kitap ve dergi yakılmış, siyasi partiler kapatılmış ve siyasi liderler hapishaneye gönderilmiştir.

Ankara Barosu olarak, insanlarımıza büyük ve ağır bedeller ödeten, zulmün ve kötülüğün en örgütlü ve uygarlık dışı hali olan 12 Eylül 1980 askeri darbesi ve tüm darbeleri öfkeyle kınıyor ve lanetliyoruz.

İnsan hakları ve özgürlükleri temelinde daha güçlü bir hukuk sistemi ve çoğulcu, eşitlikçi ve özgürlükçü demokrasinin, tüm darbelerin ilacı ve insanlığın ortak geleceğinde daha mutlu ve barışçıl bir yaşamın da sigortası olduğunu önemle hatırlatıyoruz.

Saygılarımızla.