ADLİYELER SUÇLA DEĞİL HUKUKLA ANILMALIDIR!
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı bir erkeğin, bir kadın hâkimi, görev yapmakta olduğu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesindeki odasında ateşli silahla yaraladığını, üçüncü kişilerin faile yönelik müdahalesiyle saldırının daha ağır sonuçlar doğurmasının önlendiğini üzüntü ve kaygıyla öğrendik.
Söz konusu saldırı her şeyden önce bir kadına yönelik şiddet eylemidir. Üstelik kadına yönelik şiddetin, toplumsal statü, mekân veya zaman fark etmeksizin gerçekleşebileceğini, kadınların yaygın ve ağır bir toplumsal tehdit altında olduğunu gösteren sarsıcı bir örnektir. Kadına yönelik şiddetle etkili mücadele yürütülmemesi ve cezasızlık politikaları, bizzat bu mücadelenin içinde yer alması gereken kişilerden dahi kadına yönelik şiddetin faili yaratmaktadır. Bu bağlamda Kadına yönelik şiddetle mücadelede cezasızlık politikalarına son verilmeli, yaptırımların tavizsiz şekilde uygulanmalı, İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olunmalıdır.
Adalet sisteminin kendi içinde gerçekleşen ve kabulü mümkün olmayan bu elim olay; aynı zamanda yargının kurucu unsurları olan avukatlarla, iddia ve karar mercii arasında adliyelerde gerçekleştirilen güvenlik gerekçeli ayrımcı uygulamaların ne denli yersiz olduğunu da ortaya koymaktadır. Adliyelerdeki ayrımcı ve avukatları kriminalize eden güvenlik önlemlerinin yeniden düzenlenerek, çalışma alanlarımız olan adliyelerin her paydaşı için eşit şekilde uygulanması gerekmektedir.
Ankara Barosu olarak; saldırıyı kınar, yaralı hâkime geçmiş olsun dileklerimizi sunarız.
