TARİH BOYUNCA ÖNEMLİ HUKUKSAL METİNLER

Tarih içinde hukuksal metinler önemli yer tutmuştur.Yazının bulunuşu ile birlikte insanoğlu anlaşmalarını, ihtilaflarını çeşitli yerlere yazmış,kazımışlardır.Bunlar ilk başlarda taş ve kayalar iken daha sonra kağıtlar olmuştur.

İlk çağlarda hukuksal metinlerin yanı sıra anlatıma yazının yanında şekiller,motif ve resimler de eşlik etmiştir.

Eski dönemlerde yazıların yanı sıra seçilen kağıtların kalitesi de önem taşımıştır.Kağıdın yanına ve üstüne işlenen başlıklar ve motifler onları belge olmaktan çıkararak sanatsal objeler haline getirmiştir.Aşağıda bunlardan bazlarını göreceksiniz.

Hammurabi Yasaları

Günümüze ulaşmış en eksiksiz ve kusursuz Babil yasa derlemesi. I. Babil hanedanının altıncı hükümdarı Hamnıurabi döneminin (ÎÖ 179250) sonlarında, onun verdiği yargısal kararların bir araya getirilmesiyle hazırlanmış ve Babil'in koruyucu tanrısı Marduk'un büyük tapınağı Esagila'da dikilen diyorit bir stel üstüne yazılmıştır. Toplam 282 davayla ilgili kararlardan oluşan Hammurabi Yasaları ekonomik koşullara (fiyatlar, gümrük tarifeleri, iş yaşamı, ticaret), aile hukukuna (evlilik ve boşanma), ceza hukukuna (tecavüz, hırsızlık) ve medeni hukuka (kölelik, borç) ilişkin hükümler içerir. Yasalarda öngörülen cezalar suçu işleyen kişinin konumuna ve suçun işlendiği ortama bağlı olarak değişmektedir.

Hammurabi Yasaları'nın kaynağı daha önceki kent toplumlarına yüzyıllar boyunca yol göstermiş olan Sümer hukukudur. Eldeki metin bir Sami dili olan Akad diliyle yazılmıştır. Günümüze Sümerce yazılmış bir metni ulaşmamışsa da, yasaların tek bir ülkeden çok, daha geniş bir hükümdarlığı kapsama, Sami ve Sümer geleneklerim bütünleştirerek bu halkları kaynaştırma amacı taşıdığı anlaşılmaktadır. Yasalar saray ve din adamları dışında üç sınıfa ayrılan toplumun yapısına uygun düzenlemeler içermekteydi. Öte yandan anlaşmazlıkların aile içinde çözülmesine, yerel göreneklerin temel alınmasına, sınama yoluyla yargılamaya ve kısasa (göze göz, dişe diş) ilişkin bazı ilkel kalıntılara karşın kabile göreneklerinin çok ilerisinde bir gelişme düzeyim yansıtan yasalar kan davası, kişisel misilleme ve kız kaçırmayı yasal bir yol olarak kabul etmiyordu.

Hammurabi Yasaları'nın içeriğine ilişkin en önemli kaynak Fransız Doğubilimci JeanVincent Scheil tarafından 1901'de Susa'da bulunan ve günümüzde Louvre Müzesi'nde korunan steldir.

Hammurabi (d. Babil ö. ÎÖ 1750), Babil'in ilk hanedanı. Amorilerin (Amurru) altıncı ve en ünlü hükümdarı. Eskiden insanlık tarihinin ilk yasa derlemesi olduğuna inanılan Hammurabi Yasalan'yla(*) anımsanır.

Babası ve büyükbabası dışında kendi hanedanından bütün hükümdarlar gibi Hammurabi'nin adı da Amori kabilelerinden Amnanum'a özgüdür. Ailesine ilişkin bilgiler en yakın akrabalarının adlarıyla sınırlıdır: Babası Sinmuballit, kız kardeşi İltani, ilk oğlu ve ardılı ise Samsuiluna'dır.

Hammurabi'nin İÖ 1792'de oldukça genç yaşta Sinmuballit'in yerine geçmesinden önce, dönemin Mezopotamya saray larındaki gelenekler uyarınca bazı yönetim görevleri büyük olasılıkla zaten ona verilmişti. Aynı yıl, Babil'in güneyini yöneten Larsalı RimSin, Babil ile Larsa arasında bir tampon bölge olan İsin'i ele geçirdi. Daha sonra da Hammurabi'nin başlıca rakibi oldu.

SOLON (ÎÖ 630-560).

Atinalı bir devlet adamı ve şair olan Solon, kendi adını taşıyan yasaları ile ünlüdür. Solon, Eski Yunan'ın Yedi Bilgesi'nden biri olarak kabul edilir. Yedi Bilge, İÖ 7.-6. yüzyıllarda yaşamış, aralarında Thales, Pittakos gibi bilgelerin bulunduğu, Sokrat öncesi ünlü Yunan filozofları ve devlet adamları için kullanılan bir terimdir.

Solon'un doğum yeri bilinmemektedir. Orta halli soylu bir aileden geldiği, denizaşırı ticaretle uğraştığı sanılmaktadır. ÎÖ 600 dolaylarında Salamis Adası'nı ele geçirmek için Megaralılar'la yapılan savaşın kötü gitmesi Atinalılar'ın cesaretini kırmış ve moralini bozmuştu. Solon Atinalılar'a okuduğu bir şiirle onları yüreklendirerek savaşın kazanılmasını sağladı.

Savaşın ardından üne kavuşan Solon, daha sonra arkhon (yargıç yönetici) seçilerek ekonomik, siyasal ve hukuksal reformlar gerçekleştirdi. Önce çiftçilere, borçları nedeniyle el konulmuş topraklarım geri verdi ve köleleştirilmiş olanları serbest bıraktı. Borçlunun borcu karşılığında kendisini rehin göstermesi uygulamasını sona erdirdi. Yeni iş olanakları yaratmak için ticareti ve zanaatları özendirdi. Solon döneminde standartlara uygun, metal Atina parası bastırıldı; yeni ağırlık ve ölçü sistemleri geliştirildi. Bu dönem Atina'nın geliştiği ve zenginleştiği yılları kapsar.

Solon siyasal alanda yaptığı reformlarla soyluların yönetimdeki tekeline son verdi. Dört gelir grubuna ayırdığı yurttaşların siya-sal hak ve yetkilerim, kökenlerine bakmaksızın, bu gelir gruplarına göre belirledi. Tüm yurttaşlara, en üst yönetim organı olan ekkiesia'ya (halk meclisi) katılma hakkı tanıdı. Bu
meclisin yasa yapma, kararlar alma, görevlileri seçme ve önemli temyiz davalarına bakma gibi yetkileri vardı. Ayrıca, ekkiesia'nın onaylayacağı yasa taşanlarım hazırlamakla görevli Dört Yüzler Meclisi'ni de kuran Solon, en üst üç gelir grubundan yurttaşlara bu mecliste birer yıl görev hakkı tanıdı. Yüksek yöneticiler ise yalnızca üst iki gruptan seçilebiliyordu, Böylece Atina'da daha sonra gelişen demokrasinin temelleri Solon döneminde atıldı.

Solon yaptığı düzenlemelerle tüm yurttaşlara yasalar önünde eşitlik sağladı. O dönemde yürürlükte olan ve hemen her suca ölüm cezası öngören katı Drakon Yasaları'nı gözden geçirerek yumuşattı ve hukuk sistemini daha insancıl bir yapıya kavuşturdu. Yurttaşlara, yöneticilerin kararlarına karşı mahkemeye başvurma ve dava açma hakkını tanıdı. Bazı değişiklikler geçirmesine karşın, Solon Yasaları çok uzun bir süre Atina'nın hukuksal yapısının temelini oluşturdu.

100 yıl süreyle geçerli olmasına karar verilen bu yasalar, herkesin görebileceği bir biçimde, döner ahşap tabletler üzerine yazıldı. Bu düzenlemeleri yaptıktan sonra, yasaların uygulanması sırasında müdahale etmek istemeyen Solon kendi isteğiyle, 10 yıl süren bir geziye çıktı. Döndüğünde Atina'nın siyasal ortamı çok karışıktı. Soylulardan Pisistratus'un tiran olmak için çaba harcadığım gören Solon, Atinalılar'ı uyarmaya çalıştıysa da sözünü dinletemedi. Ama İÖ 560'ta Pisistratus tiran olunca haklılığı ortaya çıktı.
Devlet adamlığının yanı sıra Atina'nın ilk şairi de olan Solon, şiirleriyle halkı bilinçlendirmeye çalıştı. Toplumda düzenin bütün yurttaşların yasaların üstünlüğüne inanmasıyla sağlanabileceğini, kargaşaya açgözlülüğün ve adaletsizliğin neden olduğunu savundu.

ROMA KANUNLARI

Devlet başkanları tarafından yazılan mektuplar, yapılan davetler yada gönderilen ihtarlar tarihi değiştiren önemli anlaşmazlıkları başlatan ya da sona erdiren belgelerdir.İktidarın tek kaynağı olan hükümdarların , yada din büyüklerinin beyan,görüş ve mektuplarının bu kategoride önemli hukuksal metinler olduğu yadsınmaz bir gerçektir.

Yurttaşlık ve Yasalar
Roma İmparatorluğu döneminde Roma yurt taşlarının pek çok ayrıcalığı vardı. Başlangıçta yurttaşlık Roma'ya hikmeti geçmiş kimselere verilirdi; daha sonra yurttaşlık hakkı yaygınlaştırıldı. Roma yasaları sonraki yüzyıllarda da pek çok ülkede etkisini sürdürdü. Günümüzde birçok Avrupa ülkesinin yasalarının temelinde Roma yasaları vardır. Bu yasalar Roma imparatorlarınca büyük bir titizlikle uygulanmıştır. Bunların çoğu, kralların hem yönetici, hem de yargıç olduğu ve yasaların yazılı olmayıp gelenek ve ahlak kuralarına göre belirlendiği çok eski zamanlardan beri gelişerek yetkinleşmiştir. İ.Ö. 5. yüzyılın ortalarında Roma'da temel yasalar yazılmış bulunuyordu, Herkesin hu yasaların ne olduğunu bilerek, uyma zorunluluğu vardı.
Bu yasalara göre ailede baba öteki bireylerin üzerinde tartışmasız bir otoriteye sahipti. Zaman içinde bazı yasalar değiştirilerek geliştirildi, İS 6. yüzyılda Bizans İmparatoru I. Jüstinyen hukukçuları ve bilginleri toplayarak, dağınık bir biçimdeki yasaları incelemelerini, derlemelerini ve kamuya açıklamalarını istedi. Corpus Juris Civilis ("Medeni Hu-kuk yasaları") olarak bilinen bu yasa derlemesi, Roma yasalarının daha sonraki yüzyıllara kalmasını sağladı
Roma yasalarının zamanın sınavından başarıyla geçmiş olması bizi şaşırtmamalı. Çünkü Romalılar düzenleme., örgütleme yönetmekte olduğu kadar sorunlara çözüm bulmakta da çok başarılıydılar. Bu bakımdan sanatsal duyarlıkları ağır basan Yunanlılardan üstündüler, Romalılar, uluslararası ilişkilerde belirli Ölçütler getiren kurallar da geliştirmişlerdir.

HUNLARDA HUKUK

İslamiyetten Öncesi Türk Uygarlıklarında Hukuk (Hunlar-Göktürkler-Uygurlar)

İlk Türk devletini kurmuş olan Hunlar'ın adına tarihte İÖ 4.yüzyıldan itibaren rastlanmaktadır.Hunlar Moğolistan'ın güneydoğu kesiminde yaşayan göçebe bir kavimdi.Teoman,Mete gibi hükümdarlarla büyüyen ve güçlenen bu kavim, Atilla ile 378 yıllarında Roma İmparatorluğu'na kadar
Büyüyen bir devlet haline geldi.

Hunlar ,Göktürkler ve Uygurlar ilk Türk Hukuk anlayışını ve ögelerini ortaya koyan devletlerdir.

Hunlar,Göktürkler ve Uygurlarda kamu hukuku-özel hukuku ayrımı başlamıştır.Orhun Anıtları ve Kutadgu Bilig gibi kaynaklar ilk Türk hukuk kaynaklarıdır.Bu kaynaklardan az da olsa bazı bilgiler günümüze ulaşmıştır.Bu dönemde hukukun yazılı olmaktan çok, örf ve adete dayalı oluşu gözlenir.
Yerleşmeyen bir kavmin hukuk yaratması da düşünülemez.

İ.Ö Şaman dininin etkisi ile kadın-erkek ilişkilerinde eşitsizliğin olmaması, kadının toplum içinde önemli bir yerinin olması ve bunun örf ve adet ile şaman anlayışına dayalı olması başlıca toplumsal kurallardır.

İlk Türklerde hukuk'u anlayabilmek için Şamanizm' i de bilmek gerekmektedir.Hunlar,Göktürkler ve Uygurlar'da hukuk denince din kurallarını ortaya koyan Şaman kurallarını anlamak ve bilmek gerekmektedir.Şaman danışılan, yorumuna başvurulan kişi idi.Yargısal ve dinsel kisvesi olan kişi idi.Ancak hükümdar en büyük güç idi.

Aile,savaş,ölüm sonucu ailenin ve malların idaresi rejimi, trampa kuralları,kardeşlik anlaşmaları( farklı klanların birleşmesi), toplum içindeki kategorilerin oluşum kuralları(sınıflar),kölelik düzenine ait anlayışlar, ölüm,yaralama,kan davaları,kız kaçırma gibi hallerde uygulanacak kurallar bu döneme damgasını vuran hukuksal kural ve uygulamalardı.

İktidarın kaynağı dinsel kurallarla açıklanırdı.Kısaca belirtmek gerekise bu dönemde yaşananlara hukuk denebilirse ,hukuk dinsel ve eski adetlere dayalı kurallar idi

ORHUN ANITLARI

ORHUN ANITLARI, Türk dilinin en eski yazılı örnekleri sayılan yazıtlardan oluşur. Bugün Moğolistan'da. Orhun ve Yenisey ırmakları yöresinde geniş bir alana dağılmış olan anıtlara Orhun ve Yenisey yazıtlarıda denir.

Yazıtlar bulundukları bölgeye göre. Kuzey Moğolistan Yazıtları, Yenisey Yazıtları, Altay yazıtları, Doğu Türkistan Yazıtları gibi adlarla anılmaktadır.

MAGNA KARTA

MAGNA CARTA ya da Büyük Berat, Haziran 1215'te İngiltere'de Kral John'un bazı baron ve piskoposların baskısıyla onayladığı ve uyruklarına tanıdığı haklara ilişkin yazılı belgedir.

Kral John, 1199'da kral olur olmaz, o dönemde Fransa'nın İngiliz egemenliğinde bulunan Normandiya topraklarım elinde tutabilmek için çok masraflı bir savaşa girmek zorunda kaldı. 1204'e kadar bu toprakların büyük bölümünü yitiren John, bütün saltanat dönemi boyunca yitirdiklerim geri almaya çalıştıysa da başarılı olamadı. Bu savaşlar için gereken parayı halktan ve soylulardan ek vergiler alarak topladı. Ayrıca 1208-13 arasında Papa III. Innocentius ile çekişmesi ve kiliseyi ağır biçimde vergilendirmesi de din adamlarım kızdırdı. O dönemde İngiltere'de Feodal Yasalara göre kral, yetişkin mirasçısı olmayan baronların topraklarının vasisi sayılırdı. John. vasisi olduğu topraklardaki ağaçları keserek, mısır tohumlarım, sığırları ve tarım araçlarım satarak da soyluları kızdırdı.

Bu uygulamaların yarattığı hoşnutsuzluk baronların başkaldırmasına neden oldu ve John'a "alışık oldukları eski özgürlüklerim" geri vermesi için baskı yapmaya karar verdiler. 1215'te Canterbury Başpiskoposu Step-hen Langton önderliğinde bir araya gelen baronlar kendi sorunlarının yanı sıra kilisenin, daha küçük feodal beylerin, kent halkının ve hatta köylülerin sorunlarım da içeren istekleri bir belge biçiminde düzenlediler. Bu belge, 15 Haziran 1215'te, Staines ile Windsor arasında, Thames Irmağı kıyılarında yer alan Runnymede'de John'a sunuldu. Bir iç savaş çıkmasından korkan kral. İstekleri kabul etti ve anlaştıklarım göstermek için mührüyle damgaladı (hak. MÜHÜR). Daha sonra bu belge, kral tarafından Magna Carta denen krallık beratı olarak yazdırıldı. Berat, kopyalandı ve kontluklara dağıtıldı. Bu kopyaların dördü günümüze kadar ulaşmıştır. Bunların ikisi British Museum'da, öbür ikisi ise Lincoln ve Salisbury katedrallerinde bulunmaktadır.

63 maddeden oluşan Magna Carta'nın içeriği kralın, kilise ve uyrukları karşısındaki hak ve yetkilerinin sınırım belirler. Bu belgeyle, feodal beylere tanınan hakların yanında, kentlerde özellikle Londra'da yaşayan halka ve tüccarlara da bazı haklar verilmiştir. Ayrıca, hukuk ve yargı alanında düzenlemeler ile krallık ormanlarına ilişkin yasaların yumuşatılması konusunda hükümler de yer alır. Magna Carta'nın sonunda. baronlardan oluşan bir kurula, bu beratı uygulamayan krala karşı çıkma ve onu zorlama hakkı tanınır.

ISLAHAT FERMANI

'Abdülmecid'in 1856'da yayımladığı hattı hümayun, 1839'da yayımlanan Tanzimat Fermanı'nın (Gülhane Hattı Hümayunu) bir tamamlayıcısı, Tanzimat döneminin yeni bir aşaması olarak değerlendirilmiştir.

18 Şubat !856'da yayımlanan Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı'nın padişah iradesini sınırlayan ve kişi haklarım öne çıkaran hükümlerim tekrarlıyor, ırk ve din ayrımı yapmaksızın bütün Osmanlı uyruklarının can. mal ve namus dokunulmazlığım, yasalar önünde eşitliğini, özel tasarruf haklarım güvence altına alıyordu. Ayrıca kamu görevlerine ve askere alınmada kimseye ayrıcalık tanınmaması, vergi adaletinin sağlanması. Müslüman olmayanlara belli koşullarla ulusal ve dinsel eğitim özerkliği verilmesi karar altına alınmıştı. Bu arada iltizam kaldırılıyor. müsadere, işkence ve kötü muamele yasaklanıyordu. Fermanın Tanzimat Fermanı'ndan içerik olarak önemli bir farkı, yabancılara Osmanlı topraklarında önemli ayrıcalıklar tanımasıydı. Örneğin yabancı sermayeye madencilik, tarım işletmeciliği, demiryolu ayrıcalıkları, ortak yatırım olanakları getirilmişti.

30 Mart 1856'da imzalanan Paris Antlaşması'na da bağlayıcı bir hüküm olarak giren Islahat Fermanı. Osmanlı Devleti'nde meşruti yönetime geçişi hızlandıran, buna karşılık yabancı sermayenin ülkedeki etkisini artıran, Avrupa devletlerinin yeni ıslahat istekleriyle yoğun müdahalelerine olanak tanıyan siyasal- ekonomik süreç başlattı.

HATTI HÜMAYUN

madalyası, Tanzimat Fermanıyle, özellikle hıristiyanlara vaat edilen , eşitlik: hakkı gerçekleştirilemeyince, Arz odasında, heyeti vükela, meclis azalan, şeyhülislam, patrik, hahambaşı kaymakamı ve yabancı devlet temsilcilerinin huzurunda 20 maddelik bir hattı hümayun okundu (28 Şubat 1856). Bu münasebetle bronzdan bir madalya çıkarıldı. Madalya 64 mm çapında ve 42,60 gr ağırlığındadır; Brüksel'de, Hart adlı bir sanatçı tarafından yapıldı. Madalyanın ön yüzünde: ortada, güneş ışınları içinde Abdülmecid'in portresi; etrafında «Abdul-Medjid-Khan Empereur des Ottomans» yazışı; arka yüzünde: üstte bir yıldız, altta defne ve meşe dallarından yapılmış bir çelenk üzerinde «18 Fevrier 1856, Hatt-ı Humaîoun»; etrafında da «Reconciliation - Securite - Progres ~ Unite» yazısı görülmektedir.

BAĞIMSIZLIK BİLDİRGESİ

Benjamin Franklin, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'ni hazırlayanlar arasındaydı.

Resimde Thomas Jefferson komitenin öteki üyeleriyle birlikte, Philadelphia'da toplanan Kıta Kongresi'ne Bağımsızlık Bildirisi'ni sunarken görülmektedir. 4 Temmuz 1776'da onaylanan bu belge, Amerikan yönetiminin temel ilkelerini kapsamaktaydı.

Bağımsızlık Bildirgesi'nin onaylanmak için 4 Temmuz 1776'da Kıta Kongresi'ne sunulması

ABD anayasasının onaylanması, federal yönetimden yana olanların başarısını teşkil etmiştir.

ABD Anayasası 1787'de Philadelphia'da hazırlanmışve gerekli dokuz eyalet tarafından 21 haziran 1788'de onaylanmıştır Konfederasyon Maddeleri'ni iptal eden Anayasa, 1789'dan bu yana yürürlükte olan federal sistemin temelini atmıştır.

1791'de İnsan Hakları Beyannamesi, Cabinet des Estampes, Paris