Hokkalar, divitlikler , yazı takımları, sümenler bunlar da eskide kalan sanatsal objelerdir. Eskiden yazı yazan bir kişinin dolma kalemi, tükenmez kalemi yoktu. Yazılar divitliklerle yazılır, divitler (kalemler) metalden yapılan divitlik denen kaplarda saklanır. Divitliğin bir köşesinde mürekkep konan hokka kısmı bulunurdu. Adet olduğu üzere divitliğin bir köşesinden de ince bir zincirle uzanan katibin (yazı yazanın) mührü bulunurdu.
Günümüze değin gelen arzuhalciler divitlikleri ile bir köşede oturur dert sahibinin, dilek sahibinin isteklerini kağıda dökerdi.
Divitliklerin gümüş olanı makbul olup, üzeri işli olanın ise keyfine asla doyum olmaz. Gümüş divitliklerden padişah tuğrası taşıyanların bugün değerleri bir araba parasını bulmaktadır.
Divitler (eski kalemler) ahşap malzemeyle yapıldığı gibi kaz, tavus kuşu tüyünden yapılanları da vardır. Mürekkebi bittikçe hokkaya daldırılıp yazılan yazılar, tarihimizi, kültürümüzü yaratmamış mıdır?
19.yüzyıla girmemizle birlikte kalemler de kişinin statü ve para düzeyini anlatmak kaygısıyla üretilmeye başlanmıştır. Altın kaplama kalemler,som altın kalemler, gümüş kalemler, sedefli ya da özel taşlarla bezeli kalemler dün de bugün de insanların önemli aksesuarı olarak yer almıştır.
Gerek divitlikler ,gerek mühürler gerekse rahleler ve el yazması kitaplar olsun bunları yapan ustalar gerçekte esnaf mıdır? Bunları yaratanlar, ustalar bence birer sanatçıdır. Bu el işi sanat eserlerini yaratan ustalar, günümüzde anılması gereken, eserleri ders konusu olabilecek değerli vatan evlatlarıdır. Türk’ü, Rum’u ve Ermeni’si ancak hepsi destanlara, mitolojilere kaynaklık eden Anadolu’nun değerli sanatçı evlatlarıdır.