Sevgili Meslektaşlarım,
These are thoughts of all men in all ages and land - they are not original with me;
If they are not yours as much as mine, they are nothing, or next to nothing;
If they are not the riddle, and the untying of the riddle, they are nothing;
If they are not just as close as they are distant, they are nothing.
This is the grass that grows wherever the land is, and the water is;
This is the common air that bathes the globe.
İngilizce bilenler tadını tam alsınlar diye özellikle İngilizcesini yazdığım bu dizeler
Walt Whitman'a ait. Amerikalı şair Walt Whitman'ı bize ilk kez kolejde öğrenci iken İngiliz ve Amerikan Edebiyatı hocamız Charles Lee tanıtmış ve hatta sevdirmişti.
Şiirin Türkçesi şöyle;
Bunlar bütün çağların ve ülkelerin, bütün insanların düşünceleri –yalnız benim değil;
Benim oldukları kadar sizin de değilseler, beş para etmezler, olmasalar da olur;
Hem bulmaca, hem de bulmacanın çözümü olmalılar, yoksa beş para etmezler;
Uzak oldukları kadar yakın da değilseler, beş para etmezler;
Toprağın ve suyun olduğu her yerde büyür bu çimen;
Bu hava bütün bir yeryüzünün soluduğu hava.
İçeriğinden de kolayca anlaşılacağı üzere, şiirin özelliği hem kahramanının ve hem de muhatabının dünya insanları olmasıdır. Ama bu şiir Whitman'ı tanımak yönünden biraz aldatıcıdır. Zira o, her zaman yukarıdaki şiirindeki gibi alçakgönüllü, sade, sizin gibi, benim gibi değil, kimi zaman yarı tanrısal bir kahramandır. Bazen çoğul bir kişiliktir, bazen şimdiki veya gelecekteki okurlardan herhangi birisidir, bazen de kendisini demokrasinin destanını yazmakla görevli sayan bir mesihtir.
Walt Whitman'ın bu dizeleri, yaşama kültürel ulusçuluk ya da şovenizmle bakanlara, kültürel korkaklık içerisinde yaşayanlara, dünyanın başka yerlerinde yaşanan deneyimlerden, o deneyimler tarafından istila edilmeksizin öğrenmenin mümkün olduğunun ayırtında olmayanlara verilebilecek en güzel yanıtlardan birisidir.
Benzer bir yanıtı bir doğulu, Bengalli büyük şair Rabindranath Tagore veriyor.
"Letters to a Friend/Bir Arkadaşa Mektuplar" isimli kitabında Tagore şöyle yazıyor;
"Anladığımız ve hoşlandığımız insan ürünü her şey, kökeni kime ve nereye ait olursa olsun bizimdir. Başka ülkelerin ozanlarını ve sanatçılarını kendim kadar bildiğimde insanlığımla gurur duyarım. Bırakın insanlığın bütün ihtişamını kendime ait görmenin o saf mutluğunu hissedeyim."
Dergimizin bu sayısında Whitman'ın şiirine, Tagore'un maksimine yer verişimin bir diğer nedeni de, "yazılarımda ve konuşmalarımda zaman zaman kimi düşünürlerden, bilim adamlarından, sanatçılardan" alıntı yapmama ilişkin eleştirilere her ikisinin de iyi birer yanıt olmasıdır. Bu tarzı bir ukalalık ve çok bilmişlik gösterisi olarak değil de, böyle yetiştiğim, yetiştirildiğim, böyle bir ekolden ve takip kültüründen geldiğim, bütün bunları kendimin saydığım için, bir de güzellikleri başkalarıyla paylaşmayı sevdiğim için yapıyorum.
Görev sürem Ekim/2010'da yapılacak Genel Kurul'da bitiyor. Bir daha aday olmayacağım. Yani geldim, hizmet ettim ve gidiyorum. Yaptıklarımla, yapamadıklarımla, yazdıklarımla, yazamadıklarımla, konuşmalarımla, suskunluklarımla ilgili en iyi değerlendirmeyi elbette zaman yapacaktır. Her türlü iktidara şaşkın bir hiddetle diklenmek ve bunu vaat etmek mi doğrudur, yoksa benim yaptığım gibi yeni bir muhalif dil ve tarz geliştirmiş olmak mı doğrudur, yaşarsak bunu da hep birlikte göreceğiz elbet. Zira gelecek uzun sürer.
Amerikalı şair Walt Whitman ile başlamıştım, Rus romantik şairlerinin ve bireysel özgürlükleri savunanların en önde geleni olan, en başta Mayakovski olmak üzere kendisinden sonra gelen Rus şairleri etkileyen Mihail Lermantov'un bizim usta şairimiz Ataol Behramoğlu tarafından dilimize çevrilen, çevrilen değil adeta yeniden yazılan "Bir Şiir Defteri İçin" isimli şiiri ile veda edeyim:
Hayır, ilgi beklemiyorum ben
Hüzünlü sayıklamalarına ruhumun.
Alışkınım el çekmeye isteklerimden
Eski günlerinden beri çocukluğumun.
Yazdıklarımdan da bir şey beklemem
Fakat isterim ki yıllar sonra
Kısa, fakat isyancı bir ömürden
Bir iz kalsın onlarda.
Kim bilir, belki günün birinde
Tüm sayfaları hızla geçerken
Takılıp kalacaksınız bu dizelere
Mırıldanarak: "Haklıymış gerçekten"
Belki o sevinçsiz şiir uzun süre
Durduracak üstünde bakışlarınızı;
Bir mezar taşının yol üstünde,
Durdurması gibi yabancıyı.
Saygılarımla.
Av. V. Ahsen Coşar
Ankara Barosu Başkanı