DUYURU

7155 SAYILI

“ABONELİK SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN PARA ALACAKLARINA İLİŞKİN TAKİBİN BAŞLATILMASI USULÜ HAKKINDA KANUN”

HÜKÜMLERİNİN TÜKETİCİ HAKLARI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

 

7155 Sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Hakkında Kanun;

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda ve diğer mevzuatta düzenlenen abonelik sözleşmeleri ile bu sözleşmelerin ifası amacıyla tüketiciye sunulup bedeli faturaya yansıtılan mal ve hizmetten kaynaklanan ve avukatla takip edilen para alacaklarına ilişkin icra takiplerini kapsar.

Kanunun 2. maddesinde kapsamı bu şekilde belirlenmiş olup;

Bu Kanunun amacı; Abonelik Sözleşmelerinden ve bu sözleşmelerin ifası amacıyla tüketiciye sunulup bedeli faturaya yansıtılan mal veya hizmetten kaynaklanan para alacaklarına ilişkin haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinin UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) bünyesinde oluşturulan MTS (Merkezi Takip Sistemi)  üzerinden başlatılmasına ve haciz aşamasına kadar yürütülmesine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir.

Kanun abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan para alacakları için İİK da düzenlenen takip yollarından ayrı olarak özel olarak düzenlenmiş ayrı kanunla düzenlenmiş özel ilamsız takip yolu getirmiştir. 7155 sayılı kanun, 19.12.2018 tarihli ve 30630 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle, kanunun 26 ncı maddesindeki yürürlük tarihlerine göre, yürürlüğe girmiştir.

Bu özel takip yolundan yararlanabilmek için;

  • Bir abonelik sözleşmesi bulunmalıdır.
  • Bu özel takip yolundan yararlanacak sadece abonelik hizmeti verenlerdir.
  • Bu abonelik sözleşmesinden kaynaklanan para alacağı olmalıdır. Bu sözleşmeye göre tüketiciye sunulmuş bir mal veya hizmet olmalı ve bedeli faturaya yansıtılmış olmalıdır.
  • Ve Alacak avukatla takip edilmelidir.

İcra Dairelerinin iş yükünü azaltmak amacıyla getirilen bu yeni düzenleme bazı sakıncaları beraberinde getirmektedir.

1- Bu düzenleme; Özel bir Kanunla yapılmış ve İİK çatısından çıkartılmıştır. Karmaşık bir yapıya sahip olan 2004 Sayılı İcra İflas Kanunundaki çoklu yapıya bir yenisini daha eklemiş ve daha karmaşık bir duruma getirmiştir.

Düzenleme; Eşitlik Hak arama özgürlüğü, Adil Yargılanma Hakkı gibi ilkeler karşısında sorunlu bir yapıyı karşımıza çıkarmaktadır. Abonelik hizmeti sunan kurumsal yapılar karşısında tüketicinin durumu ağırlaştırılmıştır.

Takip hukuku bu değişikliklerle belirli olmaktan uzaklaşarak tüketiciler açısından anlaşılması zor bir hale getirilmiştir.

2-Bu takip yolu Tüketici için değil; sadece mal ve hizmet temin eden taraf için düşünülmüş ve ona tanınmış bir hak olup; özel bir takip yolu yaratılarak hakkını daha kolay alması sağlanmaya çalışılmıştır. Eşitliğe aykırı bir düzenlemedir. Tüketici bu kanuna göre abonelik sözleşmesinden kaynaklanan bir para alacağı için bu özel takip yolundan yaralanamayacaktır. Abonelik sözleşmesinin diğer tarafına tanınan ayrıcalıklı bir takip yolu oluşturulmuştur..

3-Abonelik sözleşmesinin diğer tarafı olan tüketiciye MTS üzerinden gönderilen ödeme emriyle alacak talep edilmektedir.

Bu takip yoluna abonelik ilişkisi söz konusu olduğunda başvurulması gerekmekte ise de,

Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Yönetmeliğin 5/3. maddesine göre alacağa ilişkin ve fatura ve benzeri belgeler MTS’ye taranarak yüklenmekte ancak 5/4. maddesine göre borçluya hiç biri tebliğ edilmemektedir. Kanun ve Yönetmelik bu zorunluluğu getirmemiştir. Ayrıca takibin dayanağı olan abonelik sözleşmesinin ve eklerinin MTS ye taranarak yüklenmesinden ve borçluya tebliğinden söz edilmemiştir.

Bu halde Tüketici MTS ile hazırlanıp kendisine tebliğ edilen ödeme emri eklerini göremediğinden; Kanunda MTS ye taranması ve Borçluya tebliği zorunluluğu olmadığından abonelik sözleşmesini de göremeyeceğinden imzayı denetleyemeyecektir. Neye göre borçlu olduğunu bilemeyecektir.

Kanunda Abonelik Sözleşmesinin kurulup kurulmadığının Sözleşmedeki imzanın borçluya ait olup olmadığının nasıl denetleneceği düzenlenmemiştir. Bu ve buna ilişkin belgeler takip talebine eklenmeden takip yoluna gidilememelidir. Tüketicinin aleyhine bir düzenleme yapılarak; Bu takip yolunda tüketici takibin dayanaklarının kontrolünü ancak takip kesinleştiğinde yapabileceği belirlenmiştir.

4- Merkezi takip sistemiyle yapılacak takiplerde, takip başlangıcında sözleşme,  alacak, faiz,taraf ehliyeti ve diğer konularda  icra müdürlüğünün  hiçbir  kontrol yetkisi  bulunmamaktadır. Takibin abonelik sözleşmesinden mi kaynaklandığı yoksa başka bir  sözleşmeden mi kaynaklandığının kontrolü için hiçbir düzenleme  yapılmamış, bu yetki  sadece alacaklı tarafın avukatına bırakılmıştır. Bu düzenleme   2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 1.maddesine ; “icra dairesi, icra teşkilatının temel organı ve icra işlerinde birinci derecede görevli olan merciidir” maddesine  aykırı olmuştur.

7155 sayılı kanunun 8/2. Maddesi; “İcra müdürü, cebrî icraya devam edilmesi talep edildiğinde; alacağın bu Kanun kapsamında bulunduğunu, ödeme emrinin tebliğ edildiğini, takibe itiraz edilmediğini veya itirazın hükümden düşürüldüğünü tespit ederse cebrî icra işlemlerine devam eder. Aksi hâlde gerekçesini belirterek talebi reddeder. Verilen kararlara karşı alacaklı veya borçlu şikâyet yoluna başvurabilir” şeklinde düzenlenmiştir. Bu aşamaya kadar icra müdürlüğünün  dolayısıyla  devletin  yapılan icra takibine hiçbir yetkisi bulunmamaktadır.

Kontrolün olmaması nedeniyle,  abonelik sözleşmesi olmadığı halde takip yapılması ihtimal dahilindedir.  İcra memurunun denetlemesi de ancak takibin kesinleşmesi ve alacaklı tarafından cebri icraya devam edilmesi haciz istenmesiyle mümkün hale gelecektir(Kanunun 8/2.maddesi )

Abonelik Sözleşmesinin Kurum tarafı daha güçlü daha kontrolsüz hale getirilmiştir.

5-Abone ödediği borca dair belgeleri saklamadığı durumda mükerrer ödeme yapmak zorunda kalacaktır.

6-Avukatlık Yasası’nın 35/3 maddesine göre dava açma  yeteneği olan herkes kendisi davasına ait evrak düzenleyebilir davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir. 7155 sayılı yasada ise  avukatla takip zorunluluğu getirilmiş olması nedeniyle, Avukatlık Yasası’na aykırı bir  yasaL düzenleme oluşturulmuştur. Bu durumda tüketiciler için   mutlaka  avukat ücreti ödeme yükümlülüğü getirilmekte olup, tüketici aleyhine  yapılan bir düzenleme  olduğu kanaatindeyiz.

7-Uyap sistemi ile ilgili sorunlar MTS sisteminde de karşımıza çıkacaktır. MTS sistemi ile takip yapılacağı için sistemi bilemeyen borçlu avukatla takip durumunda kalacak ekstra avukat masrafı ödeme yükümlülüğü olacaktır.

8- İİK daki “şikayet yolu” ortadan kaldırılmıştır. Bu düzenleme abonelik hizmeti sunan şirketlerin karşısında Tüketicileri güçsüz duruma düşürmektedir.

9- Kanunda borçlunun kendisine gönderilen ödeme emri üzerine nelere itiraz edebileceği sayılmıştır. Yetkiye borcun tamamına veya bir kısmına ya da alacaklının takibat icrası hakkına itiraz yolu açıktır.Ancak 7155 sayılı yasanın 7/5.maddesi; “Sadece yetkiye itiraz hâlinde alacaklı avukatı, yetki itirazında gösterilen icra dairesinde haciz işlemlerini başlatabilir. Takip talebinde belirtilen icra dairesinde haciz işlemlerinin başlatılabilmesi için bu dairenin bağlı bulunduğu mahkemede yetki itirazının kaldırılması şarttır.

 Mahkeme, yetki itirazını dosya üzerinden inceleyip kesin olarak karara bağlar düzenlemesi mahkeme  kararının  yargısal denetlemesi imkanını ortadan kaldırmıştır. 

 Yine  Mahkemenin yetkili gördüğü icra dairesinde haciz işlemlerinin başlatılabilmesi için yeniden ödeme emri tebliği gerekmez şeklinde düzenleme de İcra ve İflas Kanunu’ndaki düzenlemelere aykırıdır.

 Mahkemenin dosya üzerinden karar vermesi  ve kararın kesin  olması nedeniyle  aleyhine icra takibi yapılanlar aleyhine yetki itirazının iptaline karar verildiği yani   takibin kesinleştiğini öğrenemeden, aleyhine    haciz işlemi  yapılabileceğinden aleyhine icra takibi yapılanlar hak kaybına uğrayabilecektir, bu nedenle de  tüketici aleyhine bir düzenleme  olmuştur.

10- Kanuni düzenlemeye göre MTS üzerinden takibe başlanılıp daha sonra İcra Dairesinde devam edildiğinden karışıklığa neden olunacak aynı takip için MTS üzerinden ayrı icra dairesinden ayrı numaralar alınacaktır.

Düzenlemenin amacı icra dairelerinin iş yükünü azaltmaktır. Ancak daha karmaşık hale çekilmiştir.

Ayrıca İİK içinde değişiklik yapmak yerine ayrı bir kanunla yapılan bu değişiklik tüketiciler açısından karışıklığa yol açacaktır.

11-Tebligat aşamasında tüketici aleyhine sorunlar ortaya çıkacaktır.

Önce MTS üzerinden takip talebi ödeme emri oluşturulacak sonra PTT nin tebliğ içeriği ve Kanunun 6. maddesine göre kapalı zarfı düzenlemesi gerekmektedir. Bu sürede icra dairesi denetimi olmayacaktır.

12- Yürürlükte bulunan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 78 nci maddesinin ikinci fıkrasında, haciz istemek hakkının ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir sene geçmekle düşeceği düzenlemesi bulunmaktadır.

Yapılan düzenleme ile hiçbir makul gerekçe olmadan, tüketiciler aleyhine başlatılan işbu kanuna tabi alacaklarda haciz isteme süresi iki yıla çıkartılmıştır. Tüketiciler aleyhinde dengesizlik yaratılmış İİK daki düzenlemeden ayrılınmış ve açıkça Anayasadaki eşitlik ilkesine aykırı bir yöntem ihdas edilmiştir.

13- 7155 sayılı kanunun 10.maddesiyle 2004 sayılı Kanunun 8/a maddesine beşinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Alacaklı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyla dosya safahat bilgileri ile borçlunun mal, hak veya alacağını elli kuruş karşılığında sorgulayabilir veya sorgulanmasını talep edebilir. Bu miktar her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılır. Adalet Bakanlığı yeniden değerleme oranında artırılan ücreti beş katına kadar artırmaya ve azaltmaya ayrıca gün ve dosya esaslı olmak üzere belirli sayıdaki sorgulamayı ücretten istisna tutmaya yetkilidir. Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinden bu ücret alınmayacağı gibi alacaklının bir gün içinde aynı dosya üzerinden beş kez yapacağı sorgudan da ücret alınmaz. Bu kapsamda alınacak ücret Adalet Bakanlığının belirleyeceği usule göre tahsil edilir ve takip gideri olarak borçluya yüklenemez.

Alıntılanan 10. madde dikkate alındığında, hem sağlayıcı, hem de yukarıdaki açıklama doğrultusunda tüketicinin, takip harç ve giderleri dışında, ayrıca kanunla ihdas edilen “sorgulama ücreti” adı altında bir masrafa muhatap kılındığı anlaşılmaktadır.

Nitekim yargı harçları, Adalet Bakanlığınca icra takibi işlemlerinin sürdürülmesi amacıyla tahsil edilen bir bedel iken, bu bedele ek olarak zaten bakanlığın öz görevi olan sorgulama işlemleri için tüketici veya sağlayıcıdan ayrıca ek sorgulama bedeli alınması hukuka aykırıdır.

Diğer yandan alıntılanan madde ayrıca, bu giderin borçluya yükletilemeyeceği yönünde düzenleme yapılarak, hem tüketici hem de sağlayıcı yönünden adaletsizlik yaratılmıştır. Nitekim bakanlıkça ücretsiz olarak verilmesi zorunlu olan hizmet ilk etapta ücretlendirilmiş, akabinde ise bu giderin yargılama gideri olmadığı yönünde düzenleme yapılmıştır.

Haliyle açıklanan bu hususlar abonelik sözleşmelerine özgü olmakla birlikte, tüketici ve sağlayıcı açısından dengesizlik yaratacak niteliktedir.

 Sonuç olarak;

 7155 sayılı Kanunun icra müdürlüklerinin  iş yükünü azaltmak amacıyla getirilen bir düzenleme olduğu; Ancak Kanunun bu amacına rağmen Takibin ilk aşamasında  icra dairelerinin denetimi dışında  olmasının Tüketici aleyhine eşitsizlikler ve aleyhe hükümler  içermesi ve İcra İflas Kanunu dışında özel bir yasa ile düzenlenmesi nedeniyle getirilen sistemin karmaşıklığa neden olacağı, düşüncesindeyiz.