DUYURU

Basına ve Kamuoyuna;

Dün basına yansıyan Erzincan Orduevi Nizamiye Kapısının önünde küçük bir yavru kediye eziyet eden, tekmeleyen kişi ve onun bu zulmüne kayıtsız kalan diğer kişilerin kamera kayıtlarının sosyal medyada yayınlanması, her gün onlarcasının yaşandığı toplumumuzda,  büyük infiale yol açmıştır.

Ülkemizde gittikçe artan hayvana şiddet, kadına ve çocuğa şiddetle paralel olarak artmaktadır. “Hayvanı öldüren insanı da öldürür” gerçeğinden yola çıkarak hayvanlara yapılan işkence ve tecavüzleri göz ardı etmememiz gerekmektedir. Hayvanlara yapılan işkence ve tecavüzlerin cezasız kalması nedeni ile bu tip suça meyilli kişiler, toplumda yer edinebilmekte şiddetlerini kendinden daha zayıf canlılar üzerinde denemekte herhangi bir sakınca görmemektedirler.

Havanları Koruma Kanunumuzun “Kabahatler Kanunu” kapsamında olması nedeni ile hayvanlara eziyet edenler mahkemede yargılanmamakta, cüzi denilebilecek bir miktar para cezası ile cezalandırılmaktadırlar. Adeta kapalı alanda sigara içenle hayvana eziyet eden  bir tutulmakta, bir anlamda "Parası olan katliam yapabilir." denilmektedir. Cezaların hiçbir caydırıcılığı yoktur.

Bu nedenle  yasanın Kabahatler Kanunu kapsamından çıkarılmalı, hayvanlar mal statüsünden çıkartılarak, doğal olarak varolan sui generis kişilikleri, kanun önünde de kazandırılmalıdır. "Bir ülkenin medeniyet düzeyi hayvanlarına bakılarak ölçülür" ilkesinden yola çıkılmalıdır.   Hayvanlara eziyet edenler, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi mahkemelerde yargılanabilmeli  ve suçları sabıklarına işlenebilmelidir.  Çünkü hayvanlar da, insanlar gibi acıkır, susar,  acı çeker, korkar  ve  sevinir. Bu nedenle insanlar gibi korunmalıdır. Cezalar caydırıcı olmalıdır. Mevcut cezalar kesinlikle değiştirilmeli ve ağırlaştırılmalıdır. Hayvanlara karşı işlenen suçlarda ayrı savcılar görevlendirilmeli, onlara bağlı hayvan polisleri kurulmalıdır. Savcı ve polisler, bu alanda eğitime tabii tutulmalıdır. İlkokullardan başlanarak okullara ders olarak konulmalı, hayvan sevgisi işlenmelidir. İnsan gibi bir canlı olduğu unutulmamalı ve empati kurulmalıdır.

Hayvanlara işkence edenler tutuklanmalı, toplumdan soyutlanarak rehabilite edilmelidir. Suçları önleme yükümlüğü ve görevi, devletin tekelinde olması nedeni ile "Hayvan öldüren insan da öldürür"  gerçeğinden yola çıkarak, hayvanlara karşı gittikçe artan şiddete, devletin, suçu önlemesi ve caydırıcı yaptırım uygulaması gerekmektedir.

Hayvana  yönelik şiddetin bir hak ihlali olması, başta siyasiler olmak üzere herkes tarafından kabul edilerek bu yönde mücadele edilmesi ve herkesin “HAYVANA ŞİDDETE HAYIR” demesi gerektiğini, basına ve kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.