DUYURU

BOLU VE DÜZCE T TİPİ CEZAEVLERİNDEKİ TUTUKLU MESLEKTAŞLARIMIZIN YAŞADIĞI HAK İHLALLERİNİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ

KHK ile atıldıkları işlerine geri dönme amacıyla başlattıkları açlık grevini sürdüren Araştırma Görevlisi Nuriye Gülmen ve Sınıf Öğretmeni Semih Özakça’nın avukatlığını da üstlenen ve 12 Eylül 2017 tarihinde gözaltına alınıp 22 Eylül 2017’de tutuklanan meslektaşlarımız, tutuklanmalarını takip eden gün, 8 farklı cezaevine sürgün edilmişti.

Bu meslektaşlarımızdan Bolu T Tipi Cezaevi’nde tutuklu olarak kalan Av. Naciye Demir, Av. Barkın Timtik ve Av. Zehra Özdemir, Düzce T Tipi Cezaevi’nde tutuklu olarak kalan Av. Ayşegül Çağatay ve Av. Aycan Çiçek, 30 Ekim 2017 günü, Baromuz Genel Sekreteri Av. Aşkın Demir, Baromuz İnsan Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Av. Mustafa Kemal Baran, İnsan Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Av. Seher Kırbaş Canikoğlu ve İnsan Hakları Merkezi Üyesi Av. Mehmet Refik Atalay’dan oluşan bir heyet tarafından ziyaret edilerek, cezaevi koşulları ve maruz kaldıkları hak ihlallerinin neler olduğu konusunda kendileri ile görüşmeler yapıldı.

Heyet tarafından ilk olarak Bolu T Tipi Cezaevi’nde yapılan görüşmelerde, meslektaşlarımız Av. Naciye Demir, Av. Barkın Timtik ve Av. Zehra Özdemir’e yönelik;

  • 22 Eylül’de tutuklanmalarının ertesi günü Silivri Cezaevi’nden Bolu Cezaevi’ne kelepçeli olarak getirildikleri,
  • Kaldıkları koğuşun normalde kapasitesinin 6 kişi olduğu, ancak ranza konularak kalacak kişi sayısının artırıldığı ve halihazırda koğuşta 12 kişinin kaldığı,
  • Sabah ve akşam sayımlarında ayakta sayım vermeleri için zorlandıkları, meslektaşlarımızın böyle bir uygulamanın ancak askeri düzenlerde, ast üst ilişkisinin kabul edildiği şartlarda dayatılabileceğini söyleyip hukuken kabul edilebilir tarafının bulunmadığı ve oturdukları vaziyette de sayım yapılabileceğini söylemelerine karşın, gardiyanların sayım anında kendilerini ayağa kalkmaya zorladıkları,
  • Sayım sırasında ayağa kalkmayı kabul etmedikleri için her seferinde haklarında tutanak tutulduğu, sonrasında görüş haklarını ortadan kaldıran disiplin cezaları verildiği, her gün iki kez tekrarlanan bu dayatma sonucu daha şimdiden yıllarca aileleriyle görüşememe durumuyla karşı karşıya oldukları, bu cezalara yönelik yazılan itiraz dilekçelerinin bir kısmının kaybolduğu, böylece bazı cezaların kesinleştiği,
  • Revire her zaman çıkamadıkları,
  • Açık ve kapalı görüşte sürenin koğuştan çıktıkları andan itibaren başlatıldığı, bunun ise görüş zamanını haksız bir biçimde kısalttığı,
  • Tutuklular için böyle bir kısıtlama yasal olarak mümkün olmadığı halde, sadece mesai saatleri içerisinde avukatları ile görüştürüldükleri, bunun da şehir dışından gelen avukatları ile yeterince görüşmeyi engellediği,
  • Yakınları tarafından gönderilen ve hakkında toplatma kararı olmayan yayınların bazılarının keyfi bir biçimde cezaevi yönetimi tarafından kendilerine verilmediği, içerisinde altı çizili bölümler olan mesleki kitapların dahi cezaevi yönetimince kendilerine verilmediği şeklinde bir kısmı hali hazırda devam eden hak ihlalleri tespit edildi.

Heyet tarafından, Bolu T Tipi Cezaevi’nden sonra Düzce T Tipi Cezaevi’ne gidilmiştir. Burada yapılan görüşmelerde tutuklu meslektaşlarımız Av. Ayşegül Çağatay ve Av. Aycan Çiçek’e yönelik;

  • Yakınları tarafından kargo veya posta yöntemiyle gönderilen kitaplarını alamadıkları, cezaevi yönetimince kendilerine kantin ve cezaevi kütüphanesinden kitap ihtiyaçlarını giderebileceklerinin söylendiği, fakat kantinde istedikleri her kitabı alamadıkları, ayrıca her seferinde para vererek kitap almanın maddi olarak kendilerini zorladığı, kütüphanede bulunan kitaplar başka tutuklu ve mahkumlar tarafından da okunuyor olduğu için her zaman ulaşmalarının çok zor olduğu ve bu durumun mesleki kitaplara da ulaşmalarını engellediği, savunmaya hazırlanmalarını zorlaştırdığı,
  • Cezaevine ilk geldikleri zaman çıplak arama yapılmasının dayatıldığı, bu tip bir aramanın insan onuruna uygun olmadığını söyleyerek karşı çıktıkları için kendilerine görüş yasağı cezası verildiği,
  • Cezaevine getirildikleri sırada koğuşun çok kirli ve çöp dolu olduğu ve tabak, kaşık, çatal gibi ihtiyaçlarının karşılanmadığı için 3 gün açlık grevi yaptıkları ve bu hak arayışlarının dahi ceza ile karşılandığı,
  • Telefon haklarını kullanırken ad ve soyadlarını söylemeye zorlandıkları, bunu dayatmanın ancak askeri düzenlerde olabileceği ve bunun hukuk devletinde kabulünün mümkün olmadığını cezaevi yönetimine ilettikleri, ancak bu uygulamanın dayatılmaya devam ediyor olduğu, bu durumu kabul etmeyerek telefonu açtıklarında ad ve soyadlarını söylemeyi reddettikleri için telefon görüşmelerinin anında kesildiği, telefon haklarının bu şekilde kısıtlanarak cezalandırıldıkları,
  • Cezaevinde maruz kaldıkları hak ihlallerini anlatan bir yazıyı Cumhuriyet Gazetesi yazarı Seyhan Avşar’a göndermek istedikleri, ancak bu yazıya cezaevi yönetimi tarafından el konulduğu şeklinde bir kısmı hali hazırda devam eden hak ihlalleri tespit edilmiştir.

Bolu ve Düzce cezaevlerindeki meslektaşlarımızın maruz kaldığı bu hak ihlalleri ve şikayetlerinin ortadan kaldırılmasının hukuken zorunlu olduğunu ve Ankara Barosu olarak bu konunun takipçisi olacağımızı kamuoyu ile paylaşıyor, Bolu T Tipi Cezaevi ve Düzce T Tipi Cezaevi yönetimlerini, meslektaşlarımıza karşı uyguladıkları bu hak ihlallerinden acilen vazgeçmeye çağırıyoruz.

                                                                 ANKARA BAROSU İNSAN HAKLARI MERKEZİ