BASIN AÇIKLAMASI

ANKARA BAROSU GELİNCİK MERKEZİ ÇOCUKLARIN CİNSEL İSTİSMARINA ÇÖZÜM İSTİYOR !

   

ÖNERİMİZ; ÖNLEME, KORUMA, ADALET VE  ONARMA MEKANİZMALARININ GÜÇLENDİRİLMESİ , İŞLEVSELLEŞTİRİLMESİDİR.

 Parklarda oyun oynamasını , neşe içinde koşturmasını , okul sıralarında olmasını  beklediğimiz çocuklarımızın elimizden kayıp gitmesini izler hale gelmekten, Çocuğa şiddetin her türünün  gün geçtikçe artmasından  ve toplumda infial ve korku ortamı yaratmasından  ENDİŞELİYİZ.

Tarafı olduğumuz BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ÖNLEYİCİ BİR SİSTEM KURMA ve sürecin her aşamasında, ÇOCUĞUN YÜKSEK ve ayrıcalıklı yararının gözetilerek cinsel sömürüye karşı korunma gibi en temel hakkını korumayı hukuki zorunluluk  olarak ülkemize yüklemektedir.

Biran önce ÖNLEYİCİ TEDBİR ve HİZMETLERİN yaygınlaştırılması gerekmektedir. Bu amaçla alınacak önleyici tedbirler, cinsel istismarın önlenmesine ilişkin herhangi bir zarar olmadan alınacak tedbirler ile  herhangi bir zarar olduktan sonra meydana gelebilecek ikincil zararlardan korumak için alınan tedbirler olmalıdır. Bu konuda  aileler ve eğitim kurumları başta olmak üzere tüm topluma yönelik eğitim çalışmalarının yürütülmesi elzemdir.

Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi’ne göre; çocukların ilkokuldan başlayarak istismar risklerine ve kendilerini koruma yollarına ilişkin bilgi edinmeleri sağlanmalı, bilgi servisleri oluşturarak çocukların ulaşabilecekleri yardım hatları hayata geçirilmeli, çocuklara yönelik  suç işleyen kişilerin takibinin yapılarak yeniden çocuklara zarar vermelerinin engellenmesi sağlanmalıdır.

Herhangi bir suç şüphesinde bildirimin yapılması TOPLUMUN HER KESİMİ İÇİN BİR ZORUNLULUKTUR. Küçük yaşta evlendirilerek cinsel istismar mağduru  “ çocuk gelin” olarak tabir edilen çocuklarımızın eğitim sisteminin dışına itildiği  ilk andan itibaren, eğitim kurumlarının, tedavi amaçlı geldiği hastanelerin ve bu suçu gören ve  sessiz kalan herkesin bu suça iştirak ettiğini belirtmekte fayda görüyoruz.

 Bildirim üzerine kurumların işbirliği içerisinde harekete geçerek mağdurların ikincil mağduriyetlerini önlenmesi ve rehabilitasyonlarına öncelik verilerek tedavi hizmetlerinin yaygınlaştırılması da hedeflenmelidir.

İstatistiksel çalışmalar yapılarak mağdur ve fail profili çıkartılmalı, yapılacak teknik inceleme neticesine göre önlemler düşünülmelidir. Çocuk tacizinden dolayı hüküm giymiş pedofiller ve ikametleri, çocuk istismarlarını önlemek ve istismar vakalarının soruşturmalarını kolaylaştırmak adına, ulusal bir veri sistemi oluşturularak kayıt altına alınmalıdır. Pedofillerin, cami, park, okul ve spor tesisi gibi çocukların yoğun bulunabileceği yerlere yakın ikamet etmeleri ve çalışmaları yasaklanmalıdır.

Ceza Kanununun temel amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir. Alınacak tedbirlerle bu oran iyi ölçülmeli, yeni toplumsal sorunlara meydan verilmemelidir.

Anayasa’nın 17.maddesinde yer alan “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.” Hükmü insan haklarına aykırı her tür cezanın mümkün olmadığının altını çizmektedir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 5. maddesi , Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin işkence yasağını içerir 3.maddesi ve yaşam hakkını düzenleyen 2. Maddesi de  Anayasa’daki ifadenin benzeridir. “Hiç kimseye işkence ya da zalimce, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele ya da ceza uygulanamaz.” 

Suçluyu kişinin onayı olmaksızın tıbbi uygulamalarla (hadım cezası gibi) cezalandırmaya çalışmak insan haklarına aykırıdır.

Ayrıca aşırı derecede ağırlaştırılmış cezalar, failin çocuk ve ergen olduğu durumlarda büyük adaletsizliklere ve yeni toplumsal sorunlara da yol açacaktır.

Yayın yasağı “çocuğun üstün yararını gözetme” iddiasında olsa da, çocuk istismarının tamamen karartılması riskini de beraberinde getirmektedir. Toplumun haber alma ve doğru bilgilenme hakkı  ihlal edilmemelidir.

Son 8 yılda yaklaşık 108 bin çocuğun kaybolduğu dikkate alındığında KAYIP vakalarının birçoğunun istismarla ilişkisi bulunduğu unutulmamalıdır. Kayıp çocukların kısa süre zarfında bulunması gerekirken ,mevzuatta görülen boşluk nedeniyle, çocukların bulunmaları uzun zaman almaktadır. Mevcut mevzuata göre, çocuğun kaybolması suç olarak değil, kolluğun takip etmesi gereken idari bir konu olarak görüldüğünden suç soruşturması kapsamında adli makamlarca verilen bilişim teknolojilerini kullanma izinleri telefon dinleme, sinyalden yer tespit etme gibi kayıpların araştırılmasında söz konusu olamamaktadır. Bu durumu düzeltmek için  acilen mevzuat değişikliği yapılmalıdır.

İdam ve hadım gibi insan haklarına aykırı yöntemlerin uygulandığı ülkelerdeki uygulamalara bakıldığında  bu yöntemlerin cinsel şiddet suçunu ortadan kaldırmadığı açıkça görülmektedir. Bu tartışmaların devamı toplumu daha çok şiddet ve korku diline teslim edecek, hukuk devletinin terk edilerek canı yanan mağdur yakınlarının  kendi öcünü almak için sokaklara çıkmasına sebep olacaktır.  

Şiddetin şiddet doğurduğu gerçeği karşısında,  çocuğa yönelik her türlü istismar için çözüm ; çocuğa özgü önleme , adalet, koruma ve rehabilitasyon  odaklı ulusal bir çocuk politikası üretmektir. 

  Gelincik Merkezi olarak; çocuk istismarının her türünün  önlenmesi için hukuk çerçevesinde  mücadeleye devam edeceğimizi, çocukların yanında yer alarak bu tür davaları  takip edeceğimizi,  çocukların daha iyi şartlarında yaşamaları ve çocukların geleceğinin güvencesini sağlamak adına üzerimize  düşeni yapacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz. 

 

                                                           ANKARA BAROSU GELİNCİK MERKEZİ