AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ DAİRE
AYTAŞ vd. -TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no:6758/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
08 Aralık 2009
İşbu karar AİHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (6758/05) no’lu davanın nedeni isimleri ekte belirtilen on yedi Türk vatandaşının (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne
8 Şubat 2005 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar, İstanbul Barosu avukatlarından A. T. Ocak tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
24 Nisan 2004 tarihinde, başvuranlar, yüksek öğretime ilişkin bir yasa tasarını protesto etmek maksadıyla düzenlenen bir gösteriye katılmışlardır. Polis tarafından düzenlenen tutanağa göre, saat 13.50’de bir öğrenci topluluğu Taksim meydanında slogan atmaya başlamıştır. Polis, göstericileri protesto gösterisinin yasadışı olduğu ve slogan atmadan, pankart veya filama taşımadan basın açıklaması yapabilecekleri hususunda uyarmıştır. Polis göstericilerden gösteriye son vermelerini ve dağılmalarını talep etmiştir. Göstericilerin eylemlerine devam etmesi nedeniyle, polis, göstericileri dağıtmak için güç ve biber gazı kullanmış ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde kırk sekiz kişi gözaltına alınmıştır. Saat 15.00’de olay ilgili tutanak düzenlenmiştir. Başvuranlar, gözaltı sürecinin başında ve bitiminde sağlık muayenesinden geçirilmişlerdir. 25 Nisan 2004 tarihinde, başvuranların, avukatlarının hazır bulunduğu Beyoğlu Savcılığı’nda ifadeleri alınmış ve başvuranlar serbest bırakılmışlardır.
Beyoğlu Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 24 ve 25 Nisan 2004 tarihli sağlık raporları başvuranların vücutlarında işgöremez raporu verilmesini gerektiren ekimoz ve sıyrıklar tespit etmiştir: Gizem Aytaş ve Erdinç Gök için bir gün işgöremez raporu; Saygın Metin için iki gün işgöremez raporu; İsmail Doğa Karatepe, Rüya Kutuluş, Kamil Dinçer Aslan, Haşim Özgür Ersoy ve Emre Can Bülbül’e beş gün işgöremez raporu; Serpil Ocak ve Özge Ozan’a dokuz gün işgöremez raporu. Fatma Demirtaş, Onur Karakaş, Avni Can Okur, Ufuk Pektaş, Pınar Hocaoğulları, Mearl Çelik ve Hasan Çelik ile ilgili olarak düzenlenen sağlık raporlarında, sözkonusu kişilerin vücutlarında hiçbir darp ve cebir izine rastlanmamıştır.
3 Mayıs 2004 tarihinde, Beyoğlu Savcılığı, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununu ihlal ettikleri gerekçesi ile başvuranlar hakkında ceza davası açmıştır.
10 Mayıs 2004 tarihinde, Savcılık, başvuranları yakalayan güvenlik güçleri hakkında kötü muameleden cezai soruşturma başlatmıştır.
17 Mayıs 2004 tarihinde, Savcılık, göstericileri dağıtmak amacıyla kullandıkları gücün 2911 sayılı Kanunun 24. maddesine uygun olduğu gerekçesi ile polis memurları hakkında takipsizlik karar vermiştir.
2 Temmuz 2004 tarihinde, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi itiraz edilen takipsizlik kararını onamıştır. Sözkonusu karar başvuranlara, 11 Ağustos 2004 tarihinde tebliğ edilmiştir.
26 Ocak 2006 tarihinde, 2911 sayılı Kanunu çiğnemekten başvuranlar hakkında açılan ceza davası çerçevesinde başvuranlar beraat etmiştir.
HUKUK
I. AİHS’NİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, güç kullanılarak yakalandıkları sırada kötü muameleye maruz kaldıklarını iddia etmektedirler. Başvuranlar, AİHS’nin 3. maddesine atıfta bulunmaktadırlar. Hükümet, tazminat elde etmek amacıyla sivil ve idare mahkemeleri önünde başvuranların dava açmamaları nedeniyle iç hukuk yolunun tüketilmediğini savunmaktadır.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
1. Başvuranlar, Fatma Demirtaş, Onur Karakaş, Avni Can Okur, Ufuk Pektaş, Pınar Hocaoğulları, Meral Çelik ve Hasan Çelik ile ilgili olarak
AİHM, her ne olursa olsun izleyen nedenlerden dolayı şikayetleri kabuledilemez olduğu gerekçesi ile AİHS’nin 35/1 maddesi uyarınca başvuranların iç hukuk yollarını tüketip tüketmediklerini incelemeye gerek olmadığı kanaatindedir.
Ayrıca AİHM, Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alınmadan önce, başvuranlar, Fatma Demirtaş, Onur Karakaş, Avni Can Okur, Ufuk Pektaş, Pınar Hocaoğulları, Meral Çelik ve Hasan Çelik’in adli bir tabip tarafından muayene edildiklerini ve adli tabibin başvuranların vücutlarında hiçbir darp ve cebir izine rastlamadığını kaydetmektedir. Bilahare, 25 Nisan 2004 tarihli raporunda, adli tabip ilk rapor sonuçlarını onaylamıştır.
Biber gazı kullanımı sorunu ile ilgili olarak, AİHM, biber gazının bazı sıkıntılara yol açabileceğini kaydetmektedir; bununla birlikte, özellikle, biber gazının kullanılmasından sonra başvuranların dile getirdiği olumsuz etkileri gösteren hiçbir sağlık raporu AİHM’ye sunulmamıştır (Oya Ataman-Türkiye, başvuru no: 74552/01).
AİHM, AİHS’nin 3. maddesi kapsamına girmesi için, dile getirilen muamelelerin asgari bir ciddiyet seviyesinde olması gerektiğini, ancak sözkonusu asgari sınırın değerlendirilmesinin özü itibariyle göreceli olduğunu hatırlatmaktadır.
Başvuranlar yakalandıkları sırada kötü muamelelere uğradıklarını iddia etmelerine rağmen, sözkonusu sonuçların AİHS’nin 3. maddesi ile öngörülen ciddiyet sınırına ulaştığı sonucuna ulaşma imkanı sağlayan hiçbir kanıt unsuru sunmamışlardır. Yakalandıklarının ertesi günü serbest bırakılan başvuranlar, başka bir doktor tarafından da muayene olma girişiminde bulunmamışlardır (Kılıçgedik-Türkiye, başvuru no: 55982/00, 1 Haziran 2004). Sonuç olarak, AİHS’nin 3. maddesine aykırı muamelelere ilişkin iddialarını destekleyen hiçbir kanıt unsuru veya delil başlangıcı bulunmamaktadır (Oya Ataman, Saya ve diğerleri-Türkiye, başvuru no: 4327/02, 7 Ekim 2008, Karatepe ve diğerleri-Türkiye, başvuru numaraları: 33112/04, 36110/04, 40190/04, 41469/04, 41471/04 ve 41551/98, 7 Nisan 2009).
Fatma Demirtaş, Onur Karakaş, Avni Can Okur, Ufuk Pektaş, Pınar Hocaoğulları, Meral Çelik ve Hasan Çelik’i kapsayan sözkonusu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AİHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
2. Başvuranlar Gizem Aytaş, Erdinç Gök, Saygın Metin, İsmail Doğa Karatepe, Rüya Kurtuluş, Kamil Dinçer Aslan, Haşim Özgür Ersoy, Emre Can Bülbül, Serpil Ocak ve Özge Ozan ile ilgili olarak
Hükümet tarafından sunulan kabuledilemezlik itirazına ilişkin olarak, AİHM, geçmişte müteaddit defalar benzer itirazı inceleme fırsatı bulduğunu ve sözkonusu itirazı reddettiğini hatırlatmaktadır (bkz, diğerleri arasından, Karayiğit-Türkiye, başvuru no: 63181/00, 5 Ekim 2004). AİHM, iş bu davada önce ulaştığı sonuçlardan sapmasını gerektirebilecek hiçbir neden görememektedir. AİHM, Gizem Aytaş, Erdinç Gök, Saygın Metin, İsmail Doğa Karatepe, Rüya Kurtuluş, Kamil Dinçer Aslan, Haşim Özgür Ersoy, Emre Can Bülbül, Serpil Ocak ve Özge Ozan’ı kapsayan AİHS’nin 3. maddesi kapsamında yapılan şikayetin, AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Ayrıca AİHM, kabuledilemezliğe ilişkin hiçbir gerekçe tespit edememektedir. Dolayısıyla başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
AİHM, bir kişi özgürlüğünden yoksun bırakıldığında veya daha genel olarak, güvenlik güçleri ile karşı karşıya kaldığında, davranışı gerektirmedi halde kendisine karşı fiziksel güç kullanılmasının insanlık onuruna yönelik bir müdahale olduğunu ve AİHS’nin 3. maddesi ile güvence altına alınan hakka yönelik bir ihlal oluşturduğunu hatırlatmaktadır (Labita-İtalya, başvuru no: 26772/95 ve Kartal ve diğerleri-Türkiye, başvuru no: 29768/03, 16 Aralık 2008). Dolayısıyla sözkonusu yaraların nedeni hakkında makul bir izahat verme ve mağdurun özellikle tıbbi belgelere dayandırılmış iddiaları hakkında şüphe uyandıracak olayları ortaya koyan kanıtları sunma görevi Hükümet’e düşmektedir (Selmouni-Fransa, başvuru no: 25803/94, Berktay-Türkiye, başvuru no: 22493/93, 1 Mart 2001 ve Ayşe Tepe – Türkiye, başvuru no: 29422/95, 22 Temmuz 2003).
İşbu davada, AİHM, öncelikle, Hükümet’in gösteri yapan grubun manu militari gözaltına alındığına itiraz etmediğini tespit etmektedir. Bilahare AİHM, sağlık raporlarında belirtilen yaraların nedenine kimsenin itiraz etmediğini belirtmektedir. Bu bağlamda Hükümet’e başvurulan gücün kaçınılmaz olduğu ve aşırı olmadığını kanıtlama yükümlülüğü düşmektedir (Balçık ve diğerleri – Türkiye, başvuru no: 25/02, 29 Kasım 2007).
Mevcut davada, başvuranların yukarıda belirtikleri Adalet Bakanlığı’na bağlı adli tabip tarafından düzenlenen sağlık raporunda, başvuranların yaralarının 1 ila 9 gün arasında işgöremez raporu verilmesine neden olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Sözkonusu unsurlar göz önüne alındığında, AİHM, yerleşik içtihadı uyarınca, başvuranların maruz kaldığı fiziksel şiddetin asgari ciddiyet seviyesini aştığını kabul etmektedir (Nurgül Doğan-Türkiye, başvuru no: 72194/01, 8 Temmuz 2008 ve Karatepe ve diğerleri).
AİHM, Hükümet’in başvuranları yakalama koşullarını ve kullanılan güç oranını tam olarak ortaya koymadığını tespit etmektedir. AİHM, işgöremez raporu verilmesini gerektiren başvuranların yaraları göz önüne alındığında, güvenlik güçleri tarafından kullanılan gücün orantısız olduğu kanaatindedir. Ayrıca AİHM, başvuranların şiddet gösterdikleri veya başvuranların şikayetçi oldukları güç kullanımına yol açtıkları iddiasına bulunulmadığını belirtmektedir.
Savcılık tarafından açılan ceza davası ile ilgili olarak, AİHM, başvuranlara uygulanan gücün oranını incelemeksizin savcılığın gösterilerde polisin müdahalesini öngören 2911 sayılı Kanunun 24. maddesine atıfta bulunmakla yetindiğini gözlemlemektedir.
Bu itibarla, AİHM, başvuranlar, Gizem Aytaş, Erdinç Gök, Saygın Metin, İsmail Doğa Karatepe, Rüya Kurtuluş, Kamil Dinçer Aslan, Haşim Özgür Ersoy, Emre Can Bülbül, Serpil Ocak ve Özge Ocak ile ilgili olarak AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmaktadır.
II. AİHS’NİN 5/3 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunarak başvuranlar, gözaltı süresinden şikayetçi olmaktadır.
AİHM, öncelikle, başvuranların gözaltı sürelerinin 25 Nisan 2004 tarihinde sona erdiği halde başvurularını 8 Şubat 2005 tarihinde sunduklarını gözlemlemektedir. Davanın incelemesinde, altı ay kuralının uygulanmamasını veya askıya alınmasını gerektirecek hiçbir özel koşula rastlanmadığından, başvurunun sözkonusu kısmı gecikmeli olarak yapılmıştır ve AİHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
III. AİHS’NİN 11. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, gösterilerinin polis tarafından engellenmesi ve gösteriye katılmalarından dolayı cezai soruşturmaya tabi olmaları nedeniyle ifade ve toplanma özgürlüğü haklarının ihlalinden şikayetçidirler. Başvuranlar, AİHS’nin 10. ve 11. maddelerine atıfta bulunmaktadırlar. AİHM, sözkonusu şikayetlerin yalnızca AİHS’nin 11. maddesi kapsamında incelenmesine karar vermektedir.
AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AİHM, başvuranların toplantı haklarına yönelik bir müdahalenin varlığına itiraz edilmediğini belirtmektedir. Sözkonusu müdahalenin, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ile yasal bir dayanağı bulunmaktaydı ve AİHS’nin 11. maddesinin 2. paragrafı uyarınca yasa ile öngörülmekteydi. Dolayısıyla sözkonusu müdahalenin meşru bir amaç izleyip izlemediğinin ve demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
AİHM, ihtilaflı tedbirin, AİHS’nin 11. maddesinin 2. paragrafı uyarınca, düzenin korunması, başkalarının korunması, hiçbir güçlükle karşılaşmadan halk içinde dolaşma hakkı gibi meşru amaçlardan en az ikisini izlemesinin kabul edilebileceğine hükmetmektedir (sözü edilen Oya Ataman).
Müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı ile ilgili olarak, AİHM, öncelikle, AİHS’nin 11. maddesi ile ilgili içtihadından doğan temel ilkelere atıfta bulunmaktadır (Djavit An – Türkiye, başvuru no: 20652/92, Piermont-Fransa, 27 Nisan 1995 ve Plattforme “Arzte für das Leben” -Avusturya, 21 Haziran 1988). Sözkonusu içtihattan, her türlü yasal gösterinin iyi işleyişini ve vatandaşların güvenliğini güvence altına almak için yetkililerin her türlü tedbiri almaları gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Halka açık bir alanda gerçekleştirilen her türlü gösteri günlük yaşamın akışını belirli bir ölçüde bozacak bir karışıklığa ve düşmanca tepkilere yol açabilir; ancak AİHM, sözkonusu düzeni bozan durumun, tek başına, toplanma özgürlüğü hakkına yönelik müdahaleyi haklı kılamayacağı kanaatindedir.
Ayrıntılı incelemenin ardından, AİHM, dava dosyadaki hiçbir unsurun, gösterici grubun, olası trafik sıkışıklığı dışında, kamu düzenini tehlikeye attığını ortaya koyma imkanı sağlamadığını tespit etmektedir. Nitekim burada sözkonusu olan yaklaşık elli kişilik bir grubun güncel bir soruna kamuoyunun dikkatini çekmektir. AİHM, gösterinin on dört sıralarında başlayıp izleyen bir saat içerisinde gösterici grubun yakalanması ile sona erdiğini gözlemlemektedir. AİHM bilhassa yetkililerin bu gösteriyi sona erdirme konusundaki aceleciliklerine şaşırmaktadır (Bkz. sözü edilen Oya Ataman ve a contario, Eva Molnar-Macaristan kararı no: 10346/05, 7 Ekim 2008).
AİHM’ye göre, AİHS’nin 11. maddesi ile güvence altına alınan toplantı özgürlüğünün muhtevasından yoksun bırakılmaması amacıyla, kamu erklerinin, barışçıl gösterilere belli ölçüde hoşgörü göstermeleri önem arz etmektedir.
Mevcut davada, AİHM, polisin güç kullanarak müdahale etmesinin ve başvuranlar hakkında ceza davası açılmasının orantısız olduğu kanaatindedir. Sözkonusu tedbirler, AİHS’nin 11. maddesinin 2. paragrafı uyarınca kamu düzeninin korunmasında gerekli tedbirler değildir.
Bu itibarla, sözkonusu hüküm ihlal edilmiştir.
IV. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuranlar, maruz kaldıkları zararların tazmin edilmesini talep etmektedirler. Başvuranlar, miktar belirtmeden tazminatı AİHM’nin takdirine bırakmaktadırlar. Başvuranlar, iddialarını destekleyen hiçbir belge sunmadan, 2.500 Euro yargılama masraf ve gideri talep etmektedirler.
Hükümet, başvuranlara tazminat ödemeye gerek olmadığı değerlendirmesinde bulunmaktadır.
AİHM, AİHS’nin 11. Maddesinin ihlal edildiği tespitinin başvuranlar için yeterli adil tatmin olduğu kanaatindedir. Bununla birlikte, yukarıda isimleri belirtilen başvuranlar ile ilgili olarak AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiği tespitini göz önüne alan AİHM, hakkaniyete uygun olarak, ayrı ayrı, başvuranlar, Gizem Aytaş, Erdinç Gök, Saygın Metin’e 2.000 Euro, İsmail Doğa Karatepe, Rüya Kurtuluş, Kamil Dinçer Aslan, Haşim Özgür Ersoy, Emre Can Bülbül’e 3.000 Euro ve Serpil Ocak ile Özge Ozan’a 5.000 Euro ödenmesine hükmetmektedir.
Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak, AİHM içtihadına göre, bir başvuran, yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir (bkz, örneğin, Bottazzi-İtalya, başvuru no: 34884/97 ve Sawicka-Polonya, başvuru no: 37645/97, 1 Ekim 2002). Mevcut davada, belgelendirilmediğini göz önüne alan AİHM, yargılama masraf ve giderlere ilişkin talebi reddetmektedir.
AİHM, gecikme faizinin, marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun, Gizem Aytaş, Erdinç Gök, Saygın Metin, İsmail Doğa Karatepe, Rüya Kurtuluş, Kamil Dinçer Aslan, Haşim Özgür Ersoy, Emre Can Bülbül, Serpil Ocak ve Özge Ozan ile ilgili olarak, AİHS’nin 3. maddesi kapsamında yapılan şikayete ilişkin kısmının ve tüm başvuranlar için AİHS’nin 11. maddesi kapsamında yapılan şikayete ilişkin kısmının kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. Gizem Aytaş, Erdinç Gök, Saygın Metin, İsmail Doğa Karatepe, Rüya Kurtuluş, Kamil Dinçer Aslan, Haşim Özgür Ersoy, Emre Can Bülbül, Serpil Ocak ve Özge Ozan ile ilgili olarak AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AİHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından aşağıdaki miktarların manevi tazminat olarak ödenmesine;
(i) her türlü vergiden muaf tutularak Gizem Aytaş, Erdinç Gök ve Saygın Metin’in her birine 2.000 Euro (iki bin Euro);
(ii) her türlü vergiden muaf tutularak İsmail Doğa Karatepe, Rüya Kurtuluş, Kamil Dinçer Aslan, Haşim Özgür Ersoy ve Emre Can Bülbül’ün her birine 3.000 Euro (üç bin Euro);
(iii) her türlü vergiden muaf tutularak Serpil Ocak ve Özge Ozan’ın her birine 5.000 Euro (beş bin Euro)
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 8 Aralık 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Mevcut karar ekinde AİHS’nin 45/2 ve İçtüzüğün 74/2 maddesi uyarınca, Yargıç A. Sajo’nun ayrı oy görüşü bulunmaktadır.
EK
Başvuranların listesi
1. Kamil Dinçer ASLAN 1982 doğumlu ve İstanbul’da ikamet etmekte
2. Gizem AYTAŞ 1983doğumlu ve İstanbul’da ikamet etmekte
3. Emre Can BÜLBÜL 1982 doğumlu ve İstanbul’da ikamet etmekte
4. Serpil OCAK 1981 doğumlu ve İstanbul’da ikamet etmekte
5. Hasan ÇELİK 1982 doğumlu ve İstanbul’da ikamet etmekte
6. Meral ÇELİK 1981doğumlu ve İstanbul’da ikamet etmekte
7. Fatma DEMİRTAŞ 1981 doğumlu ve İstanbul’da ikamet etmekte
8. İsmail Doğa KARATEPE 1982 doğumlu ve İstanbul’da ikamet etmekte
9. Haşim Özgür ERSOY 1978 doğumlu ve İstanbul’da ikamet etmekte
10. Erdinç GÖK 1983 doğumlu ve İstanbul’da ikamet etmekte
11. Pınar HOCAOĞULLARI 1980 doğumlu ve Mersin’de ikamet etmekte
12. Onur KARAKAŞ 1980 doğumlu ve İstanbul’da ikamet etmekte
13. Rüya KURTULUŞ 1980 doğumlu ve İstanbul’da ikamet etmekte
14. Saygın METİN 1981doğumlu ve İstanbul’da ikamet etmekte
15. Avni Can OKUR 1985 doğumlu ve İstanbul’da ikamet etmekte
16. Özge OZAN 1980 doğumlu ve İstanbul’da ikamet etmekte
17. Ufuk PEKTAŞ 1979 doğumlu ve İstanbul’da ikamet etmekte